Tarih ve KültürCamiler ve TürbelerOsmanlı MirasıTarihi Mekanlar

Ulu Cami

ulu camii


Bursa ulu camii akşam üstü heykel tarafından çekilmiş muhteşem manzarası

Bursa’nın Kalbinden Ruhuna Yolculuk: Ulu Camii ve Ötesi

Bursa sokaklarında yürümek, sadece bir şehirde gezmek değil, bir zaman tünelinde yolculuk yapmaktır. Ancak bu yolculuğun pusulası, şehrin tam kalbinde, Atatürk Caddesi’nde atan Ulu Camii’dir.

O devasa kapıdan içeri girmeden önce duyduğunuz şehir gürültüsü, eşikten adımınızı attığınız an yerini su sesine ve asırlık bir huşuya bırakır. Burası sadece taşların üst üste dizildiği bir bina değil; bir padişahın yemini, bir fırıncının sırrı ve bir damadın ferasetidir.

Gelin, önce bu sırrı çözelim, ardından Ulu Camii’nin gölgesinden çıkıp Bursa’nın hanlarına, türbelerine ve lezzet duraklarına doğru, tadı damağımızda kalacak bir rota çizelim.

Bir Zafer, Bir Yemin ve 20 Kubbenin Sırrı

Bursa Ulu Camii – Dua ile Yükselen Taşlar

Her şey, 1396 yılında Niğbolu Kalesi önlerinde, kılıç seslerinin arşa yükseldiği bir savaş meydanında başladı. Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid, Haçlı ordusu karşısında zorlu bir sınav verirken ellerini açıp bir adakta bulundu: “Allah’ım, bu zaferi bize nasip edersen, Bursa’ya şükür nişanesi olarak 20 ayrı cami yaptıracağım!”

Zafer kazanıldı, kılıçlar kınına girdi. Sultan, adağını yerine getirmek için hazırlıklara başladığında, dönemin manevi mimarı ve Sultan’ın damadı Emir Sultan araya girdi. O tarihi tavsiyeyi fısıldadı Hünkar’ın kulağına: “Hünkarım! Şehri 20 parça bölmektense, öyle ulu bir mabet yapalım ki 20 kubbesi olsun. Müminleri parça parça değil, tek bir çatı altında, tek bir yürekte toplasın.”

İşte başınızı kaldırdığınızda göreceğiniz o 20 kubbe, bir zaferin ve tek bir yürek olma arzusunun taşa kazınmış halidir.

Somuncu Baba’nın “Somunlar Müminler” Sedası

Caminin harcı sadece kireçle değil, dualarla karıldı. İnşaat sürerken, her öğle vakti şantiyeye gelen, üstü başı un içinde ama yüzü nur gibi bir derviş peyda oldu. İşçilere sıcak somun dağıtırken dilinde hep aynı zikir vardı: “Somunlar Müminler! Somunlar Müminler!”

Bu ekmekleri yiyen işçiler yorulmak nedir bilmez, inşaat bereketiyle yükselirdi. Herkes onu garip bir fırıncı sanırdı. Kimse bilmezdi ki o eski hırkanın altında, devrin en büyük alimi Şeyh Hamid-i Veli gizliydi.

Minberdeki Sır ve 3 Kapı Efsanesi

Bursa Ulu Camii – Dua ile Yükselen Taşlar

Yıl 1400 oldu, cami tamamlandı. İlk Cuma hutbesi için herkes Padişah’ın işaretini beklerken, Padişah Emir Sultan’a, Emir Sultan ise kalabalığın en arkasındaki o garip fırıncıya işaret etti: “Hünkarım! Zamanın sahibi Somuncu Baba varken kürsü bize düşmez.”

Sırrı ifşa olan Somuncu Baba, minbere çıkıp Fatiha Suresi’ni 7 farklı makamda tefsir edince yer yerinden oynadı. Namaz çıkışı halk elini öpmek için ona koştuğunda, Somuncu Baba halkın ilgisinden (şöhret afetinden) kaçmak için büyük bir keramet gösterdi. O gün onu görenlerin kimi “Doğu kapısından çıktı”, kimi “Batı kapısından”, kimi ise “Kuzey kapısından” diye yemin etti. O, aynı anda üç kapıdan birden çıkarak sırra karıştı.

İçeride sadece Somuncu Baba’nın nefesi değil, başka sırlar da kaldı:

  • Minberdeki Kainat: 1400 yılında, henüz teleskop icat edilmemişken, ceviz ağacından kündekari tekniğiyle yapılan minberin doğu yüzüne Güneş Sistemi işlenmişti. Gezegenlerin güneşe uzaklık oranları, bugünkü bilimle birebir örtüşüyordu.
  • Şadırvanın Hüznü: Tam ortadaki şadırvanın yerinde, evini satmak istemeyen yaşlı bir kadının evi vardı. İslam hukukuna göre zorla alınamayan o ev, “kul hakkı” geçmesin diye ibadete kapatıldı, üstü açık bırakıldı (Aydınlık Feneri), altına da şadırvan yapıldı.
  • Hızır ve Vav: Kıble duvarındaki büyük “Vav” harfinin önü hiç boş kalmaz. Çünkü rivayet odur ki; Hızır Aleyhisselam her gün bir vakit namazını burada kılar.
Bursa Ulu Camii – Dua ile Yükselen Taşlar

Rota 1: Tarihin Başladığı Tepeye Yolculuk (Batı Yakası)

Ulu Camii’de ruhumuzu doyurduktan sonra, şimdi tarihin başladığı yere, Hisar içine doğru hafif bir yokuş çıkma vakti. Çarşıların arasından süzülüp yukarı doğru bakarsanız, Bursa’nın ilk sahiplerini göreceksiniz.

1. Bursa Kalesi ve Saltanat Kapısı

Yokuşun sonunda sizi heybetli Saltanat Kapısı karşılar. Osmanlı’nın Bursa’yı fethettiği o günlerde, Orhan Gazi’nin askerlerinin şehre girdiği bu kapıdan geçmek, 1326 yılına adım atmak gibidir. Surların dokusuna dokunun, o taşların şahitliğini hissedin.

2. Baba ve Oğulun Ebedi İstirahatgahı: Osman Gazi ve Orhan Gazi

Surlardan içeri girdiğinizde, yan yana iki türbe göreceksiniz. Burası, bir cihan imparatorluğunun tohumunu atan baba ile onu koca bir çınara dönüştüren oğlunun yattığı yerdir.

  • Osman Gazi Türbesi: “Gümüşlü Kümbet” olarak da bilinir. Osman Gazi, Bursa kuşatması sürerken uzaktan parlayan bu kubbeyi (o zaman bir manastırdı) gösterip “Beni şu gümüşlü kümbete gömün” diye vasiyet etmiştir. Vasiyetinin yerine geldiği bu yerde dua ederken, bir devletin kuruluş sancılarını hissedersiniz.
  • Orhan Gazi Türbesi: Hemen karşısında, şehri fethedip gerçek bir başkent yapan oğlu yatar. Tabanındaki orijinal Bizans mozaikleri, tarihin katmanlarını gösterir.

3. Tophane’de Çay Molası

Türbelerin hemen yanı başındaki Tophane Saat Kulesi ve park alanı, Bursa’yı ayaklarınızın altına serer. Aşağıda Ulu Camii tüm heybetiyle “Ben buradayım” der. Burada, asırlık ağaçların altında demli bir çay içip soluklanmak, Bursa gezisinin olmazsa olmaz ritüelidir.

4. Manevi Tırmanış: Üftade Hazretleri

Tophane’den biraz daha yukarı, mahalle aralarına doğru süzüldüğünüzde, Bursa’nın manevi kutuplarından Üftade Hazretleri’nin türbesine varırsınız. Aziz Mahmud Hüdayi’nin hocası olan bu büyük zatın huzurunda, şehrin gürültüsünden tamamen kopmuş, manevi bir sessizliğe bürünmüş olacaksınız.

Rota 2: Yeşile, Lezzete ve Ataların İzine Yolculuk (Doğu Yakası)

Tepeden tekrar merkeze iniyoruz. Ulu Camii’nin doğu kapısından çıkıp, burnumuza gelen tereyağı kokularını ve çarşı seslerini takip ediyoruz. Unutmayın, bu rota üzerinde Kapalı Çarşı ve Uzun Çarşı‘nın o hareketli atmosferinden geçeceksiniz; vitrinlerdeki havlulara ve ipeklere göz atmayı ihmal etmeyin.

1. Orhan Camii ve Hanlar Bölgesi

Ulu Camii’nin hemen aşağısında, tuğla ve taş işçiliğinin en zarif örneği olan Orhan Camii bizi karşılar. Ulu Camii kadar büyük değildir ama samimiyeti başkadır. Hemen yanındaki Koza Han’ın kapısını gördüğünüzde içeri bir bakış atın; ipek böceklerinin kozasından örülen o tarihi ticaretin kalbi hala orada atıyor.

2. Tarihi Belediye Binası ve Mavi Dükkan Molası

Atatürk Caddesi boyunca yürürken, mimarisiyle sizi selamlayan Tarihi Belediye Binası‘nı göreceksiniz. Ama asıl hedefimiz biraz ileride. Karnınız acıktı değil mi? Bursa’ya gelip de İskender yemeden dönülmez. Tarihi Mavi Dükkan veya çevresindeki kebapçılarda mola veriyoruz. Tabağınıza dökülen o kızgın tereyağının “cosss” sesi, bu gezinin en lezzetli melodisi olacak. (Not: Eğer daha hafif ve ayaküstü bir lezzet arıyorsanız, sabah saatlerinde fırınlardan çıkan sıcak tahinli pide veya meşhur Bursa Cantığı da harika birer alternatiftir.)

3. Heykel ve Atatürk’ün Atı

Enerjimizi topladıktan sonra Heykel meydanına varıyoruz. Burada devasa bir Atatürk anıtı var. Dikkatli bakın; Atatürk’ün atının bir ayağı havada. Rivayet edilir ki heykeltıraşlık sanatında; eğer atın bir ayağı havadaysa süvari savaşta yaralanmış, bütün ayakları yere basıyorsa eceliyle ölmüş, iki ayağı havadaysa şehit olmuş demektir. Bu detay, anıta başka bir gözle bakmanızı sağlayacak.

4. Setbaşı Köprüsü ve Yeşil’in Huzuru

Heykel’den aşağıya, Irgandı Köprüsü’nü selamlayarak Setbaşı Köprüsü’nden geçiyoruz. Artık Bursa’nın “Yeşil” semtindeyiz. Karşınızda çinilerin dans ettiği Yeşil Camii ve tüm zarafetiyle Yeşil Türbe duruyor. Çelebi Mehmed’in yaptırdığı bu eserlerdeki turkuaz çiniler, sadece bir renk değil, Osmanlı’nın ikinci kuruluşunun sembolüdür. Türbenin etrafındaki çay bahçelerinde, çinilerin ışıltısına karşı bir soğuk içecek veya çay molası, yorgunluğunuzu alıp götürecek.

5. Final: Büyük Buluşma ve Emir Sultan

Rotamızın sonunda, hikayenin başladığı yere, manevi bir finale gidiyoruz. Ulu Camii’nin yapılmasına vesile olan, Sultanların hocası, Bursa’nın manevi koruyucusu Emir Sultan Hazretleri’nin külliyesine varıyoruz. Servi ağaçlarının gölgesinde, Bursa’ya tepeden bakan bu manevi makamda, Ulu Camii’de başlayan hikayeyi, Emir Sultan’a bir Fatiha okuyarak tamamlıyoruz.

Güneş batarken, arkanızda 600 yıllık bir tarih, damağınızda İskender’in tadı, ruhunuzda ise Somuncu Baba ve Emir Sultan’ın huzuru kalacak.

Aracılığıyla
Görseller gotobursa.com.tr adresinden alınmıştır

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu